Eylül 29, 2022
şuradan Gayrneşriyatı
172 görüntüleme

Kendi özü, mahiyeti yahut fıtratı doğrudan kendisi olmayan her şeyde bir terkip bulunması gereklidir. Bunun sebebi bir şeyin özünün o şeyin içinde bulunmasından dolayıdır; eğer bir şeyin içinde onun özünden başka bir şey bulunmasaydı, o şeyin bütünü onun özü olacaktı ve böylece kendisi de kendisinin özü olacaktı. O halde herhangi bir şey zâti kendi özü değilse, o şeyde özünden başka bir şey bulunmalıdır ve bu yüzden de onda bir terkip bulunmalıdır. Dolayısıyla terkipli şeylerde de özden bir parça olarak söz edilir, tıpkı insandaki insanlık gibi. Ancak Tanrı’da hiçbir terkip olmadığı gösterilmiştir. Bu nedenle Tanrı kendisinin özüdür.

Bir şeyin tanımına dâhil olmayan tek şey, o şeyin özünün ötesinde sayılır: çünkü tanım, o şeyin özsel olarak ne olduğunu bildirir. Ancak bir şeyin arazları, tanımın dışında kalan tek noktalardır: yani arazlar bir şeyin özü dışında kalan tek noktalardır. Halbuki gösterileceği gibi, Tanrı’da araz bulunmamaktadır (SCG Bölüm [10]XXIII): binaenaleyh O’nda özünden başka hiçbir şey bulunmamaktadır.

İster tümel ister tekil olsun, varolan şeylere yüklenebilir olmayan biçimler, kendi başlarına varolmayan, kendi içlerinde bireyselleşmiş biçimlerdir. Sokrates’in yahut insanın yahut hayvanın beyazlık olduğu söylenmez; çünkü beyazlık kendi başına tek başına var olan bir şey değildir, ama içinde bulunduğu töz tarafından bireyselleştirilmiştir. Aynı şekilde cinslerin yahut türlerin özleri ya da mahiyetleri de şu ya da bu bireyin belirli maddesine göre bireyselleşir, ancak genel ya da özel mahiyet genel olarak biçimi ve maddeyi içerir: dolayısıyla Sokrates’in ya da insanın insanlık olduğu söylenmez. Ancak İlahi Öz, gösterileceği gibi (SCG [11] Bölüm XLII), tek başına var olan ve kendi içinde bireyselleşmiş bir şeydir. Bu nedenle İlahi Öz Tanrı’ya öyle bir şekilde yüklenir ki şöyle denebilir: ‘Tanrı’nın kendisi bizzat kendi özüdür’.




Kaynak: Gayrnesriyat.substack.com